Araç Değer Kaybı Davası

Araç Değer Kaybı Davası

Araç Değer Kaybı Davası

“ikame araç giderine ilişkin istek kaleminin karşı tarafın trafik sigortasından talep edilemeyeceği” hakkında içtihat:

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/6128

K. 2005/2898

T. 28.3.2005

Davacıya ait araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı gerçek zarar kapsamında ise de, aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı veya ikame araç gideri trafik sigortası kuvertürü dışındadır. Zira, hasar veren aracın trafik sigortacısı olan bu davalı, dava dışı işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır. Diğer anlatımla, aracın uğradığı hasar teminat kapsamında kalırken, aracın sigorta ettireni malikin kazanç kaybı, ikame araç gideri teminat dışında kalmaktadır.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 7…sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Işık Sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline ait araca çarpması sonucu oluşan araç hasarı, değer kaybı ve ikame araç gideri olmak üzere toplam oluşan zarardan şimdilik 3.000.000.000- liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Diğer davalıların vekilleri, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalılardan sigorta vekili temyiz etmiştir.

Davacıya ait araçta meydana gelen araç hasarı ve değer kaybı gerçek zarar kapsamında ise de, aracın tamiri süresince çalıştırılamaması nedeniyle oluşabilen kazanç kaybı veya ikame araç gideri trafik sigortası kuvertürü dışındadır. Zira, hasar veren aracın trafik sigortacısı olan bu davalı, dava dışı işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1 ncı maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1 nci madde hükmü, gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü, ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır. Diğer anlatımla, aracın uğradığı hasar teminat kapsamında kalırken, aracın sigorta ettireni malikin kazanç kaybı, ikame araç gideri teminat dışında kalmaktadır.

Mahkemece, davacının hükme esas bilirkişi raporunda hesap edilen ikame araç giderine ilişkin istek kaleminin, mümeyyiz davalı sigorta bakımından reddi ile diğer kalemler bakımından istemle bağlı kalınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu giderin de bu şekilde ayrım yapılmadan hükme esas alınması doğru olmamış ise de, taleple bağlı kalınarak hükmedilen miktarın içinde bu istek kalemine ilişkin miktarın bulunmadığı kabul edilmek suretiyle, bu gerekçeler ve hüküm yerinde yazılı diğer gerekçelerle hükmün onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye …temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

******

“Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmediği” hakkında içtihat

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/878

K. 2011/2014

T. 8.3.2011 

Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik kanunun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükümün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın ve müvekkiline ait aracın karıştığı kazada zarar gören üçüncü şahsa ait aracın kasko sigortacısı olan Axa Oyak Sigorta A.Ş’ne tüm hasar bedelinin ödediğini, davalı sigorta şirketi aynı zamanda üçüncü şahsa ait aracında kasko sigortacısı olduğundan davalı şirkete karşı sebepsiz zenginleşme sebebiyle müvekkilinin açtığı dava sonunda davalı şirkete sigortalı aracın %50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini ancak müteselsil sorumluluk sebebiyle ödeme yapıldığından davanın reddine karar verildiğini belirterek müvekkilinin ödediği 7289 TL’nin %50 kusur oranına göre 3.644 TL’sının, müvekkiline ait araçta meydana gelen 1.300 TL hasar bedelinin ise 650 TL’nin kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 2918 Sayılı yasanın 109. maddesi gereğince tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağı, davacının 30.7.2003 tarihinden itibaren zarar sorumlusunu bildiği bu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Davacının karıştığı kaza sonucu davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş.ne kasko sigortalı araç zarar görmüştür. Axa Oyak A.Ş. kasko sigorta kapsamında sigortalısına ödeme yapmış zarar sorumlusu olarak davacıya müracaat etmiş zararın tamamı 18.7.2003 tarihinde davacı tarafından sigorta şirketine ödenmiştir. Davacı Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/320 E. Sayılı dosyası ile kazada kendisinden başka 22 … … plakalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu belirterek ödediği tazminatı davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş.den geri istemiş, yapılan yargılama sırasında alınan 4.7.2005 tarihli bilirkişi raporunda davacının ve dava dışı araç sürücüsünün eşit kusurlu oldukları tespit edilmiş, mahkemece davacının diğer sorumlularla birlikte müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı taraf hükmü temyiz etmiş, hüküm temyiz incelemesi sonunda 5.3.2007 tarihinde onanmıştır.

Davacı 25.11.2005 tarihinde kazada %50 oranında kusurlu bulunan 22 … … plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olan davalı Axa Oyak sigorta A.Ş hakkında rücu davası açmış, mahkemece 2918 Sayılı yasanın 109. maddesi gereğince ödeme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki bilge ve belgelere göre davalı Axa Oyak Sigorta A.Ş. kazada zarar gören aracın kasko sigortacısı ve kazada %50 oranında kusurlu bulunan 22 … … plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısıdır. Davacı tarafından davalı Axa Oyak sigorta A.Ş. karşı aynı olay sebebiyle aynı alacağın tahsili için Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/320 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığı ndan davalı yönünden zamanaşımının kesildiğinin kabulü gerekir. Bu hale göre 18.7.2003 tarihinden başlayan zamanaşımı süresi ilk davanın açıldığı 30.7.2003 tarihinde kesilmiş ve mahkemenin her usulü işlemi ile kesilen zamanaşımı süresi yeniden başlamıştır. Açıklanan sebeple aynı davalıya karşı aynı alacak sebebiyle açılan dava zamanaşımını keseceğinden ve ilk dava hakkında 10.11.2005 tarihinde karar verilmiş olup davacı tarafından zamanaşımı süresi dolmadan 25.11.2005 tarihinde dava açılmış olduğundan zamanaşımı itirazının reddi ile davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-) Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesi motorlu araç kazalarından doğan tazminat istemlerinin iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı öngörülmüştür: Kaza tespit tutanağına göre kaza yaralamalı kaza olup ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı dikkate alınmadan davacı aracında meydana gelen hasar bedeli yönünden de davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükümün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 8.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

*****

“Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak aracın pertinin uygun olduğunun anlaşılmasına göre, olay tarihindeki aracın 2. el piyasa rayiç bedeliyle kazadan sonraki sovtaj ( hurda ) değerinin belirlenmesi ve piyasa rayiç değerinden sovtaj değerinin mahsubuyla gerçek zarar tespit edilerek, aracın pert olması sebebiyle araçtaki değer kaybını talep edemeyeceği ” hakkında içtihat

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/18994

K. 2014/458

T. 16.1.2014

 ÖZET : Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar, değer kaybı ve kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkindir.Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda aracın 2. el piyasa rayiç bedeli ile aracın onarım faturası gözetildiğinde aracın pertinin daha uygun olmasına rağmen onarım yaptırılması sebebiyle belirlenen en düşük onarım bedeli dikkate alınarak karar verilmesi ve toplam 14.231,08 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalıdır.Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak aracın pertinin uygun olduğunun anlaşılmasına göre, olay tarihindeki aracın 2. el piyasa rayiç bedeliyle kazadan sonraki sovtaj ( hurda ) değerinin belirlenmesi ve piyasa rayiç değerinden sovtaj değerinin mahsubuyla gerçek zarar tespit edilerek, aracın pert olması sebebiyle araçtaki değer kaybını talep edemeyeceği de gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, İçişleri Bakanlığı tarafından açılan ve birleştirilen davaların kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı İçişleri Bakanlığı vekili vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı İçişleri Bakanlığı vekili, Adana Emniyet Müdürlüğüne ait motosikletin davalı polis memuru A. M. sevk ve idaresinde iken 10.6.2005 tarihinde diğer davalı F.Ö.’ün sürücüsü olduğu araçla çarpıştığını, tespit raporuna göre hasar, değer kaybı ve ikame araç bedeli zararı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik toplam 15.571,71 TL’nin davalılardan kusurları nispetinde tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 16.649,84 TL hasar, 4.000 TL değer kaybı, 750 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 21.339,84 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Birleştirilen 2011/559 E.sayılı davada, davacı İçişleri Bakanlığı vekili, Adana Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru A. M. tarafından 10.6.2005 tarihli trafik kazasında yaralanması sebebiyle hazine aleyhine açılan davada Adana 2. İdare Mahkemesi’nin 20.000 TL manevi tazminata hükmettiğini, başlatılan icra takibinde polis memuruna toplam 24.945 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, 24.945 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte kazaya sebebiyet veren karşı araç sürücüsü davalı F.Ö.’ten rücuen tahsilini talep ve dava etmiş, birleştirilen Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1059 E. sayılı davasında da davacı İçişleri Bakanlığı vekili, Adana 2. İdare Mahkemesinde görülen davaya binaen başlatılan icra takibinde ödenen 2.882,72 TL vekalet ücretinin 21.9.2011 ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı F.’den tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı A. M. vekili, davanın reddini istemiştir.

Davalı F. Ö., kazada kusuru bulunmadığını beyan etmiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kazanın meydana gelmesinde davalı F. Ö.’ün %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait motosiklette 10.981,08 TL hasar, 2.500 TL değer kaybı, 750 TL kazanç kaybı bulunduğu, yaralanan polis memuru tarafından davacı aleyhine açılan davada Adana 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen hükme göre yapılan ödemelerin de davalı F.’den tahsili gerektiği gerekçesiyle 2005/281 E. sayılı asıl davada davalı A. M. yönünden açılan davanın reddine, 10.981,08 TL hasar, 2.500 TL değer kaybı, 750 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 14.231,08 TL maddi tazminatın davalı F.’den tahsiline, birleştirilen 2011/559 E. sayılı davada 24.945 TL’nin 22.5.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleştirilen Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1059 E. sayılı davasında 2.882,72 TL’nin 21.9.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı İçişleri Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- ) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin birleştirilen davalar yönünden tüm, asıl dava yönünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- ) Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar, değer kaybı ve kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda aracın 2. el piyasa rayiç bedelinin 19.000 TL olup, onarım faturasına göre hasar bedelinin 16.649,84 TL olduğu, aracın pertinin daha uygun olmasına rağmen onarım yaptırılması sebebiyle belirlenen en düşük onarım bedeli dikkate alınarak 10.981,08 TL hasar bedeli ( KDV dahil ), 2.500 TL değer kaybı ve 750 TL kazanç kaybı bulunduğu görüşü kabul edilerek, toplam 14.231,08 TL maddi tazminatın davalı F.’den tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak aracın pertinin uygun olduğunun anlaşılmasına göre, olay tarihindeki aracın 2. el piyasa rayiç bedeliyle kazadan sonraki sovtaj ( hurda ) değerinin belirlenmesi ve piyasa rayiç değerinden sovtaj değerinin mahsubuyla gerçek zarar tespit edilerek, aracın pert olması sebebiyle araçtaki değer kaybını talep edemeyeceği de gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, asıl davaya dair yazılı şekilde verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin birleştirilen davalar yönünden tüm, asıl dava yönünden sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin asıl dava yönünden temyiz itirazlarının kabulüyle asıl davaya dair hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın13/J maddesi uyarınca davacı İçişleri Bakanlığından harç alınmamasına, 16.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

******

“Araç değer kaybı, ikame araç bedelinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin icra takibi başlatılması durumunda kesileceği hakkında içtihat”

17. Hukuk Dairesi 2014/24900 E. , 2015/4164 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araçta meydana gelen 6.513,00 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün olayda kusurlu olduğunu, davalı aleyhinde …. İcra Müdürlüğünün 2011/10025 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sigortalının kusuru oranında azami poliçe teminatına kadar gerçek zarardan sorumlu olduklarını, temerrüde düşmediklerini, sigorta şirketleri arasında düzenlenen protokol gereğince davacı tarafın dava açılmadan önce müvekkiline müracaat etmemesi nedeniyle ferilerden sorumluluklarının bulunmadığını, ticari faiz istenemeyeceğini, dava açılmasına sebebiyet vermediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak, itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK’nun 109.maddesi hükmü gereğine, “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” BK’nun 154/2.m addesi hükmüne göre alacaklının icra takibinde bulunması da zamanaşımını kesen işlemlerdendir.

Somut olayda, davaya konu trafik kazası 13.10.2009 tarihinde meydana gelmiş; 19.09.2011 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde icra takibi yapılmıştır. İcra takibi, olay tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde yapıldığından, takip tarihinde zamanaşımı kesilmiş ve 2 yıllık süre yeniden işlemeye başlamıştır. Davalı 07.10.2011 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz etmiş, takibin durması sebebiyle davacı tarafından 24.01.2013 tarihinde işbu itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı tarafa, itirazın dilekçesi tebliğ edilmediğinden, davacının itirazı öğrendiğini bildirdiği tarihten itibaren 1 yıllık süresi içinde bu davayı açtığının da kabulü gerekmektedir.

Bu durumda mahkemece, icra takibinin 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde yapıldığı icra takibi ile zamanaşımının kesildiği, davalının itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının süresi içinde açıldığı hususları gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi, davacının sigortalısına ödeme yaptığı 20.11.2009 tarihinden, 24.01.2013 dava tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

****

“araç değer kaybı zmss limitini aşan miktardan kusurlu aracın kasko şirketi sorumludur.” Konusunda içtihat

T.C.

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi

Esas No:2016/7008   Karar No:2016/11431

Karar:

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalılardan …Sigorta A.Ş.’ye ZMSS poliçesi ve …. Şirketi’ne İMSS (birleşik kasko)poliçesi ile sigortalı olan ve davalı …’e ait davalı …’ün sürücüsü olduğu … plakalı araç ile kısıtlı …’a ait .. plakalı aracın karıştığı kazadan dolayı davacının aracında değer kaybı meydana geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00-TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 26.10.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 6.750,00 TL’ye çıkarmıştır.

Davalı …Ş. Vekili, gerçek zararın davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, değer kaybının sigorta bedeline dahil olmadığını, davacının aracının kaza öncesinde de hasar görmüş olduğunu bu sebeple değer kaybı istenemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı … vekili, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile zorunlu trafik sigortası limitini aşan zararla sınırlı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 6.750-TL tazminatın 09/06/2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak

davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu sigorta limitleri dahilinde teminat altına alır ve zarar gören üçüncü şahsın gerçek zararından sorumludur. Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren hem de ZMSS şirketi sorumludur.

Motorlu Kara Taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartlarının “sigorta teminatının kapsamı başlıklı 1.maddesine göre sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin eder. İhtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamının başlangıç noktası, zorunlu trafik sigorta limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise ihtiyari mali mesuliyet sigortası limitidir. Başka bir ifadeyle gerçek zarar miktarı zorunlu trafik sigorta limitini geçtiği anda ihtiyari mali mesuliyet sigortası güvencesi başlamakta ve kendi poliçesindeki limit miktarı da sorumluluğun sona erdiği nokta olmaktadır. Bu nedenle zarar, trafik sigortası kapsamında kalmakta ise ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğundan bahsedilemez. Somut olayda, davalı …’e ait araç davalı …Ş.’ye zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile; davalı …’ne ihtiyari mali sorumluluk sigortası (birleşik kasko) poliçesi ile sigortalıdır. İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin edeceğine göre hasarın meydana geldiği yıl ZMSS poliçesinde teminat limiti araç başına 26.800,00 TL olup, davalı …’nin sorumluluğu bu miktarı aşan miktardır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçta meydana gelen değer kaybının 6.750,00 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı

vekili 10.04.2015 havale tarihli dilekçesinde ki beyanında trafik kazası nedeni ile davacının aracındaki hasarın kasko şirketi tarafından karşılandığını, daha sonrada kasko şirketinin yapılan ödeme için davalı … şirketine rücu ettiğini bildirmiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle davalı … şirketinden davacının kasko şirketine hasar bedeline ilişkin bir ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli şayet davalı … şirketi tarafından davacının aracının kasko şirketine ödeme yapıldıysa, ödenen bedel ve mahkemece hükme esas alınan değer kaybı zararıda dikkate alınarak tespit edilen gerçek zararın zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi limiti içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, kalıyorsa davalı …’ne yönelik davanın reddine; gerçek zarar, ZMSS limitini aşıyorsa, o zaman ihtiyari mali sorumluluk sigortası poliçesi limitiyle sınırlı olarak davalı …’nin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … Şirketine geri verilmesine 12/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.